Yazarlar

CAMBAZA BAK, CAMBAZA!...

6 ay önce

CAMBAZA BAK, CAMBAZA!...

Yusuf Kamil Sözeri Bir 10 Kasım'ı daha geride bırakırken yarım kalan hesaplaşmaları yine öteleyip sıradaki gündemlerle haşir neşir olmaya durduk. Gidişat o kadar yoğun, sırada o kadar madde var ki “Rejim elden gidiyor!” çığlıklarının kulaklarda çınladığı hengamda bile laik kesimin gidip baş vurduğu yegane melce olan Atatürk de gündemde ancak iki-üç gün kalabildi. 10 Kasım geldi; kimileri görev icabı, kimileri mecburen, kimileri de can u gönülden soluğu Anıttepe’de aldı. Bu özel günde biatlarını yenileyip çağdaşlık ufkuna doğru yola devam etmek için tazelendiler. Türbeleri kapatan bir zihniyetin, yurdun en büyük türbesinde ifa ettiği bu ritüel her sene olduğu gibi ziyaret defterine yazılan tazim ve temennilerin ardından son buldu. Kendimi hiçbir taraftan addedemediğim geçen haftaki sosyal medya savaşlarında karşılıklı iğneleme, küfür, hakaret yanında bir tutam da fikrî mücadeleyi ping-pong karşılaşması izler gibi izledim. Bir o yana bir bu yana baktım. Ortalık toz duman. İnsanlar böyle bir zeminde ayağı yere basabilecek neticeler alamayacaklarını bile bile birbirlerine saldırıyorlar. Birileri Atatürk’e hakaret ederken bunu Osmanlı aşkıyla yaptıklarını îmâ ediyor, karşı taraf da Tek Adam’ı yüceltmenin yolunun Osmanlı’yı batırmak olduğunu düşünüyor olmalı ki onlar da oraya vuruyor. Gel gör ki iki taraf da aşık, aşkın gözü de kör. Bir türlü sevmeyi öğrenemedik, hep aşık olduk ve maşukumuzu göklere çıkarmanın yolunun diğerlerini batırmaktan geçtiğini zannettik. Toplumca yine aldandık. Bir zamanlar “Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter!” herzesiyle İslam’a olan tavrını sevdiği şahıs üzerinden ifade eden ham zihniyetin bugün de filizleri capcanlı duruyor. Filiz diyorum; zira böyle bir fikirden ağaç yetişmez, direk kütük olur. Keşke Osmanlı’yı sevenler “Şundan dolayı seviyoruz; lakin şu yönlerini tasvip etmiyoruz.” dese, Atatürk’ü sevenler de öyle. Onlardan alabileceklerini alsalar ve kimi yaptıklarından da dersler çıkarsalar. Sevdiğimize toz kondurmama ahlakı(?) parçalanmış toplum mozaiğini birleştirmenin önündeki en büyük engellerden biri değil mi? Kendini Atatürkçü addedenlerin onu tabulaştırma acziyetleri, Osmanlıcıların ecdadı melek gibi görme saplantıları devam ettikçe bu işten bir şey çıkmaz. Bir İstiklal Harbi gazisi ile tanışmıştım, cephede Gazi Paşa ile beraber olmuş. Onu anlatırken kullandığı ifadeler hala aklımdadır. Şöyle iyiydi, böyle iyiydi, kahramandı dese anlayacağım; “Adam, adamı sevmiş ve neden sevdiğini söylüyor.” diyeceğim. Lakin ifade şöyle: “O insan değildi. O nurdu, nur!...” Nur deyince aklıma hayattayken on beş sene çektirdiği Nur risaleleri müellifi geldi de kendimi gülmekten alamadım. Falih Rıfkı’nın “Gazi” adlı kitabında okumuştum herhalde. Paşa ve yaveri çatkapı bir köy evine misafir olmuşlar. Anadolu insanının o zamanlar kapısı herkese açık tabi. Yemekler konuyor, asker kıyafetli misafirlere nereden gelip neci oldukları da sorulmuyor. Yaver sofrada bir ara ev sahibine “Mustafa Kemal’i tanır mısın?” deyince “Görmedim; ama sakallı,  nur yüzlü bir adammış!” cevabını alıyor. Bir ara Paşa’ya kaş göz eden yaveri ne yapayım der gibi olunca “Bırak, söyleme. Adamın hayalini yıkmayalım.” tarzı bir cevap alıyor. Bu ve benzeri hüsn-i zanlar yanında çağdaşlığın bânîsi, milletin halaskârı ve daha birçok bakış açısıyla gündemde olan, toplumun büyük bir kesimine mâl olmuş bir insan var karşımızda. Neyse biz daha çok su götürecek bu hamuru bırakalım da meselenin zamanımıza, senemize, ayımıza değil; haftamıza bakan yönüne gelelim. Daha bir hafta öncesinde zamane lümpenlerinin laiklik ve Atatürk aleyhtarlığı sosyal medyada boy gösterdi. Tabi karşı taraf da meseleyi kendi zaviyesinden ele aldı. Biri ağam(Osmanlı), diğeri paşam(Atatürk) derken bu tatsız yemeğe bir iki de heykel saldırısı sosu eklenince tadından yenmez oldu(!) Hele bir de  ortalığa Menemen olayında görüldüğü tarzda erkek edası ile yürüyen çarşaflılar çıkınca  provakasyon kokuları da etrafı kapladı. Sonra? Her şey süt liman. Sanki toplum mühendisleri iki tarafın da gazını aldı. Birilerine gerginlik ve kutuplaşma nedeniyle gündemi gölgeleme işi tevdî edilmişçesine  milletin önüne, -malın önüne küspe döker gibi- gündem boca ediyorlar. Resmen cambaza bak, diyorlar. On kasım gibi toplumun bir kesiminin son senelerdeki kutuplaşma sonucunda gergin olduğunu bile bile devletin Diyanet İşleri Başkanı, Atatürk aleyhtarlığı ile bilinen Fesli Kadir’i ziyaret ediyor. Hani şu tarihçi geçinince fıkhî sahada yed-i tûlâ sahibi olunacağını sanıp bu hükumete oy vermenin farz olduğunu iddia eden adam. Güneydoğu’daki mevhum patlama ile kaç yiğidimizin şehit olduğunu şaibeli rakamlarla öğrensek de basın haber yapamadığı için soru işaretleri giderilemedi. Fiyat artışları, KHK’lar, hukuk skandalları derken konuşulacak çok şey var; ama bildiğim bir şey varsa bu konu da(on kasım) cambaza bak faslının bir uğrağı olmaktan öte gitmezken birilerine bir hafta daha kazandırdı, bakalım bu haftayı neyle savuşturacaklar...  


Yorumlar için veri yok!

İlgili konular

Hindistan'da Malegaon saldırılarının sanıkları kefaletle serbest bırakıldı

Hindistan'da Malegaon saldırılarının sanıkları kefaletle serbest bırakıldı

9 saat önce

Hindistan'da yüksek mahkeme, 2006'da Malegaon bölgesinde meydana gelen bombalı saldırılarla ilgili davanın 4 sanığının kefaletle tahliyesine karar verdi.Devamını oku
Dünyanın en geniş asma köprüsü açıldı

Dünyanın en geniş asma köprüsü açıldı

19 saat önce

Mısır'ın başkenti Kahire'de yapımı tamamlanan Rod al-Farag Axis Köprüsü hizmete girdi. Nil Nehri üzerine inşa edilen köprü, 67.3 metre eniyle dünyanın en geniş asma köprüsü ol...Devamını oku